GİRİŞ PETROL KİMYA RAFİNERİ PET. ÜRÜNLERİ
BİZE ULAŞIN LİNKLER YASAL DÜZENLEMELER PETROL FİYATLARI EMNİYET
STANDARTLAR TÜRKİYE DE RAFİNERİ TARİHÇESİ Soru-Cevap Batman ve Aliağa Rafinerileri KIYAMET
                 EVSEL SU ARITIMI        PETROL BİTER Mİ TUZ AYIRIMA

 

Gök Taşı Global Isınma Güneşin Sönmesi veya patlaması    

                 KIYAMET SENERYOLARI

            Petrol sitesinde, kıyamet seneryosunun ne işi var diye düşünülebilir. Aslında yok ama, enerjinin geleceğini düşünüyordum. Fosil yakıtlar bir gün bitecek. Onların yerini alabilecek kaynak yok gibi bir şey. Alternatif enerji kaynakları üzerinde yoğun çalışmalar yapılıyor. Rüzgar , güneş, gel-git, Jeotermal ve diğer bazı enerji kaynakları, kullanışlı ucuz ve yenilenebilir, fakat yetersiz. Şimdilik detaylarına girmiyorum ama, Nükleer enerjilerden Fisyon, yani atom çekirdeklerinin parçalaması ile elde edilen enerji pahalı, ham maddesi yani uranyum üretimi kısıtlı ve birkaç devletin kontrolü altında. Her yerde yok. Geriye kalan ve dünyayı kurtaracak olan enerji, Füzyon, yani atom çekirdeklerinin birleşmesi ile elde edilebilecek enerji. Hidrojen bombası füzyon reaksiyonunun bir uygulamasıydı. Dört  hidrojen atom çekirdeğinin, yani protonun birleşip, bir Helyum atomu meydana getirmesi ile açığa çıkan bu enerjiyi henüz kontrol edemiyoruz. Yavaş füzyon veya füzyon reaktörü üzerindeki çalışmalar devam ediyor. Ve yakın bir gelecekte, enerjimizi bu yolla elde edeceğiz. Dünyanın dörtte üçü su ile, yani Hidrojen bileşiği ile kaplı olduğuna göre, ham madde sıkıntısı çekilmeyecek. Ne var ki bu iş o kadar da kolay olmayacak.

            Füzyon reaksiyonundan bahsetmişken, Düşünemeyeceğimiz kadar uzun zamandan beri devan eden ve bir o kadar da devam edecek olan ve dünyamıza hayat veren bir nükleer reaktörden yani güneşten bahsetmeyi düşündüm. Güneşin yok olsa ne olurdu düşüncesi beni kıyamet konusuna getirdi.    

            Bir gün dünyadaki hayatın, en azından insan hayatının sona ereceği fikri daha doğrusu korkusu çok eski zamanlara dayanır. Büyük dinlerde bu konuda tarifler yapılmıştır. Dinsel inanışla, tartışmaya açık değildir. Ancak tefsir edilebilirler.

            Bu konu bilimsel açıdan incelendiğinde, birçok farklı nedenlerle Dünyada hayatın sona erebileceği düşünülebilir. Bu güne kadar birçok fikirler ortaya atılmıştır. Bilim adamları genellikle, kendi branşları ile  ilgili KIYAMET  seneryoları üzeride durmuşlardır. Bunlardan en çok bilineni, büyük bir gök taşının dünyaya çarpma olasılığıdır. Bir teoriye göre Bir göktaşı, Dünyaya düşmüş ve  bir yarım kıyamete neden olmuş, Dinozorlar yok olmuştur. Olası KIYAMET fikirlerini inceleyelim.

            BİR GÖK TAŞININ DÜNYAYA ÇARPMASI

            Ben bir Gökbilimci değilim ama bu konudaki düşüncemi belirtmek istiyorum. Uzay o kadar büyük, Buna karşın gök cisimleri o kadar küçük ki, Sayılarının, aklımızın alamayacağı kadar çok olmasına rağmen, bir gezegenin dünyaya çarpması olasılığı çok zayıftır. Çünkü aklımızın almakta zorlanacağı kadar uzun zamandan beri, uzayda bir denge kurulmuştur. Gök cisimleri, o kadar hızlı hareket ediyorlar ki, birbirlerini çek melerine rağmen, kinetik enerjiler nedeni ile, çarpışamıyorlar. Yaklaştıklarında, yörüngelerinde hafif bir sapma olabiliyor. Bazan da biri diğerinin yörüngesine giriyor. Çarpışma olması için, otomobillerin burun buruna çarpışması gibi, aynı doğru üzerinde, aksi yönde hareket etmeleri gerekli.

            GLOBAL  ISINMA

            Fosil enerji kaynakları kullanımın artması dünya ısısının artmasına neden olmaktadır. Bu maddeler, yani petrol ve kömür, saf değilse bile, yüksek yüzdeli karbon (Carbon) bileşikleridirler. Bunlar yandığında, havanın oksijeni ile birleşerek, karbon dioksit ve suya dönüşürler. Böylece havadaki karbon dioksit yüzdesi arttığı gibi oksijen de azalır. Aslında doğa, oksijen ve karbon dioksiti kontrol eden mükemmel bir denge sistemine sahiptir.

            Oksijen-Karbon dioksit çevrimi denilen olay Şudur. Fosil enerji kaynaklarının ve bitkisel yakıtların yakılması,  havadan oksijen alır ve havaya karbon dioksit verir. İnsanlar hayvanlar ve bitkilerde,solunum yolu ile, aynı şekilde havanın oksijenini karbon dioksite dönüştürürler.

            Kara ve denizlerdeki bitkiler Klorofil dediğimiz yeşil maddenin yardımı ve ışığın etkisi ile havadan  karbon dioksit alıp, su ile birleştirerek, şeker, nişasta ve selülozla dönüştürürler ve havaya oksijen verirler.. Buna özümleme (fotosentez) diyoruz. Odun yani sellülozik maddeler yandığında enerji verirler, Bunun tersi yani özümleme için, bu enerjinin geri verilmesi gerekir. Bu enerjiyi güneş ışınları sağlar. Yani özümleme için güneş enerjisi şarttır.

            Karbon dioksit-oksijen çevrimini tekrar incelersek sonuç şudur. Yanma ve solunumla Havadan oksijen alınıp karbon dioksit verilir. Özümleme (fotosentez) ile havadan karbon dioksit alınıp, oksijen verilir. Bu çevrim, milyonlarca seneden beri devam etmektedir. Ancak endüstri devrimi ile fosil yakıt tüketiminin artması neticesi, denge bozulmaya başlamış ve havadaki karbon dioksit yüzdesi artmıştır. Sera etkisi ile dünya ısınmaya başlamıştır.

            Sera etkisinin ne olduğuna geçmeden önce, dünyanın ısı dengesine bir göz atalım. Dünya güneş ışınları ile ısınır. Buna karşın, ışınlama (radyasyon) ile yani kızılötesi ışınlayarak soğur. Miyonlarca seneden beri bir denge meydan gelmiştir. Güneş ışınlarının yoğunluğu, eliptik yürünge nedeni ile dünyanın güneşe uzaklığı ve dünya üzerindeki bölgelerin, ışınların yönüne göre, eğimlerinin değişik olması nedeni ile mevsimler ve iklimler  oluşmuştur.

            Havadaki karbon dioksitin artması radyasyon ile ısı kaybını azaltır. Denge bozulacağından, dünyanın ısısı artar. Isı artınca radyasyon ile ısı kaybı artacağından, biraz daha yüksek sıcaklıkta denge yeniden sağlanır.

            Yaşam ısıya son derece duyarlıdır. Global ısınma ile Canlılar oldukça rahatsız olurlar. Diğer taraftan kutuplardaki, özellikle güney kutbundaki ve dağlardaki buzulların erimesi deniz seviyelerini yükselmesine neden olacağından, bir kısım alanlar su altında kalacaktır.

            Sonuç olarak Global ısınma  hayatı çok etkilese de, kıyamete neden olmayacaktır.

            GÜNEŞİMİZİN SÖNMESİ VEYA PATLAMASI

            Bitkilerin çok büyük bir kısmı, havadan karbon dioksit ve topraktan su alırlar. Güneş enerjisi etkisi ile Klolorofil dediğimiz yeşil renkli madde yardımı ile, Karbon hidrat meydana getirerek büyür ve gelişirler. Güneş enerjisi olmasa, bitkilerde olmaz.  Hayvanlar (insan dahil), bitki ve güneş enerjisi ile gelişen, bitki ve et yeyerek yaşar ve gelişirler. İnsanlar, hayvanlar ve bitkilerin yaşayabilmeleri, çok hassas meteorolojik dengelere bağlıdır. Mevsimsel birkaç derecelik yükseliş ve alçalış, canlıların çok zorlamaktadır. Kaldı ki güneş olmasa, çok soğuk olacak, dünyada su değil sadece buz olacaktır. Yani güneşin sönmesi bir yana, soğuması bile hayatı yok edecek, yani kıyamet gerçekleşecektir.

            Güneşin patlaması veya ısısının yükselmesi Dünyada hayatı sona erdireceği yani kıyametin olacağı çok açıktır.

Şimdi Güneşin kimyasını ve fiziğini biraz inceleyelim. Kimya yönünden güneşin sıcaklığı o kadar yüksektir ki, Hiçbir kimyasal bileşik oluşamaz. Olsa bile tekrar atomlarına ayrılırlardı.Yani güneşte molekül bile yoktur, sadece atomlar vardır.

Güneş,  kimyasal olaylar için, Aşırı sıcak bir yer olmasına rağmen, Nükleer fizik yönünden aynı şey söylenemez. Türkiye de, kimya biliminin temelini atmış olan, hocam, Profesör F. Arndt ın deyimi ile, Güneş, nükleer reaksiyonlar için, nisbeten  soğuk bir yerdir. Bunu açıklamadan önce, güneş enerjisinin kaynağını inceleyelim.

Fazla detaya girmeden, basitçe ifade edersek, dört Hidrojen atomunun birleşerek, bir Helyum atomu meydana gelmesi ile, çok büyük bir enerji açığa çıkar. Buna füzyon reaksiyonu diyoruz. Hidrojen bombasının esası da budur. Ancak bu reaksiyonun kontrollu olarak gerçekleşmesi kolay değildir. Hidrojen atomu, bir çekirdek (bir tek Proton) ve çevresindeki bir elektrondan oluşur. Elektronu yok saysak bile, protonlar, yaklaştıklarında birbirlerini iteceğinden birleşemezler. Birleşmeleri için çarpışmaları gerekir. Çarpışmak için, itme gücünü yenecek çok yüksek bir kinetik enerji yani çok yüksek bir hız gerekir. Bu da, Çok yüksek sıcaklık demektir. Ne var ki, güneşin sıcaklığı bu reaksiyon  için yeterli değildir. Füzyon, ancak dolaylı yoldan (bir hidrojen atomunun önce karbon ile birleşmesi ile) yavaş olarak gerçekleşir.Şimdi güneşin ısı dengesini inceleyelim. Dolaylı gerçekleşen füzyon reaksiyonu ile ısı açığa çıkar. Bir taraftan da, radyasyon yolu ile güneş ısı yayınlar. Yani ısı kaybeder. Çok uzun zamandır bir denge oluşmuştur. Üretilen enerji, radyasyon ile yayınlanan enerjiye eşit olduğundan güneşin ısısı değişmez.

Güneşin ısısı herhangi bir sebep ile yükselirse, füzyon reaksiyonu dolaysız olarak gerçekleşebileceğinden güneş patlayacaktır. Bir anda Dünya da hayat sona erer. Bu olasılık hemen hemen yok gibidir.

Güneşin sıcaklığı, herhangi bir sebep ile azalırsa, Füzyon reaksiyonu yavaşlar ve birden durur. Bu da güneşin sönmesi ve Dünya da hayatın sonu demektir.

Güneşin sıcaklığı düşer mi?  Sıcaklığın Füzyon reaksiyonunun ürettiği ısı, Güneşteki Hidrojen  atomu yüzdesi ile artar veya azalır. Füzyon ile, hidrojen tüketilmektedir. Yani yüzdesi azalmakta, birim zamanda üretilen enerji azalmakta ve güneşin sıcaklığı da düşmektedir. Bir gün güneş birden bire sönecektir. Ne var ki bu süreç bizim aklımızın alamayacağı kadar uzun olabilir.

Sonuç olarak, kıyamet ile ilgili en yüksek olasılık, güneşin sönmesidir. Sönmeden sonra Dünyada hayat yok olacak. Dünya, dörtte üçü buz olan, beyaz bir gezegen olarak, sönmüş güneşin çevresinde dönmeye devam edecektir. Beyaz bir gezegen dedim ama, onun görünmesini sağlayacak bir ışık olursa ve görecek bir canlı bulunursa.

DİĞERLERİ

Bunların dışında, Zelzeleler, kara delikler ve diğer bazı olasılıklardan bahsediliyorsa da, bunların bir kısmı göz ardı edilebilecek, bir kısmı ise, anlaması zor, en azından benim anlayamadığım kavramlar.