GİRİŞ PETROL KİMYA RAFİNERİ PET. ÜRÜNLERİ
BİZE ULAŞIN LİNKLER YASAL DÜZENLEMELER PETROL FİYATLARI EMNİYET
STANDARTLAR TÜRKİYE DE RAFİNERİ TARİHÇESİ Soru-Cevap Batman ve Aliağa Rafinerileri KIYAMET
                 EVSEL SU ARITIMI        PETROL BİTER Mİ TUZ AYIRMA

 

1-GENEL BAKIŞ

             Ülkemizde petrol deyince akla petrol araması üretimi ve petrol ürünlerinin satışı gelir. Bu konularda çok yazılar yazılmış, oturumlar düzenlenmiş, kongreler yapılmış medyada sık sık haber konusu yapılmıştır. Petrolün rafine edilmesi ile kimse ilgilenmemiştir. TÜPRAŞ’ın satışı söz konusu olunca konu medyanın ilgisini çekmiş ve sonra bir kenara bırakılmıştır.

            Petrol rafinasyonu (arıtma) ile ilgili, biraz bilgi vermekte yarar görüyorum. Ham petrol, binlerce hatta milyonlarca, hidrokarbon dediğimiz maddelerim karışımıdır. Rafineride ilk iş olarak petrol damıtılır. Yani yaklaşık 350  0C dereceye kadar ısıtılır. Sonra bir kolona gönderilir. Bu sıcaklıkta buharlaşamayan kısımlar kolonun dibinde toplanır ve dışarı alınır. Buna BAKİYE (rezdium) diyoruz. Buharlar yukarı doğru çıkarken soğutulur. En altta dizel yakıtı yoğunlaşır ve kolondan dışarı alınır. Biraz yukarıda gaz yağı (kerozen), yoğunlaşır ve dışarı alınır. Gaz yağı diye bilinen madde aynı zamanda jet yakıtının ana maddesidir. En üstten çıkan buharlar yoğunlaştırılır buna nafta diyoruz.  Bu ara ürün benzinin ana maddesi, bazen da petro kimya ve gübre sanayisinin ham maddesidir.Bazı rafinerilerde  gazyağının hemen üzerinden ağır nafta alınır.

            BAKİYE

            Bakiye genel olarak füel oil’un ana maddesidir. Ancak bunu değerlendirmek ve yeni ve daha değerli ürünler elde etmek için bir çok işlem yapılabilir. Şimdilik sadece vakum damıtımından bahsedeceğim. Bakiye ham petrolün normal şartlarda buharlaştıramadığımız kısmıdır. Buharlaştıramamamızın sebebi yüksek sıcaklıkta bozunmaya başlamasıdır. Aynı sıcaklıkta fakat düşük basınçta (vakumda) bir kısmını daha  buharlaştırabiliriz. Bu durumda geriye kalan ürün,genelde, asfalt olarak kullanılır. Buharlaşan kısımlar ise, aşağıda açıklayacağım, işlemlerde, yani bunları ince ürünlere dönüştürüldüğü ünitelerde, ham madde olarak kullanılır.

            DİZEL YAKITI

            Damıtmadan elde edilen dizel yakıtı ilk zamanlar doğrudan doğruya kullanılmış ise de, bugün bunun kükürdünün giderilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

            GAZYAĞI (KEROZEN)

            Gaz yağının kükürdünün giderilmesi zorunluluğu vardır. Bu madde uzun zaman aydınlatma işleminde kullanılmış ise de artık hemen hemen bu amaçla kullanılmamaktadır. Kükürdü giderildikten sonra doğrudan doğruya veya ağır nafta ile karıştırılarak jet yakıtı olarak kullanılmaktadır.

            NAFTA

            Naftanın kükürdünün giderilmesi gereklidir. benzinin ham maddesidir. Oktanı çok düşük olduğundan bazı işlemler ile oktanı yükseltilir. Nafta petro kimya ve gübre sanayisi ham maddesi  olarak kullanılacağı gibi, elektrik üreten bazı gaz türbinlerinde yakıt olarak ta kullanılmaktadır. Ancak doğal gaz, naftanın yerini alacak gibi görünmektedir.

            RAFİRERİLERDE İKİNCİL İŞLEMLER

            Arıtımdan elde edilen ürünlerden , ikincil işlemler ile başka ürünlerin  elde edilmesine  geçmeden önce, rafineri teknolojisinin gelişimine kısaca bir göz atalım.

            TARİHÇE

            Petrolün ilk bulunduğu günlerde pek kullanım yeri yoktu. Aydınlatmada kullanılan gaz yağı alınıyor geriye kalan kısım için kullanım yeri aranıyordu. İlk olarak benzinli otomobillerin ortaya çıkması ile rafinaj sanayisi gelişmeye başladı. Kaçak içki üretimindeki damıtma cihazlarının büyüğü olan tesislerin yerini bugünkülere benzer damıma kolonları aldı. Benzin, otomobillerde, motorin ise ısınmada kullanıldı. Bakiye hala problem idi. Bir süre sonra dizel motorlarının keşfedilmesi ile petrol ürünleri pazarında bir patlama oldu. Rafineri teknolojisi de buna paralel olarak gelişti.

            Benzinli otomobiller ve dizel  motorlarındaki baş döndürücü ilerleme karşısında, rafineriler de yeni arayışlar içine girdiler. Araştırmalar iki noktaya odaklandı,

1-Otomobil ve motor üreticileri daha yüksek kalitede ürünler talep etmeye başladılar.

2-  Rafinerilerden elde edilen benzin ve motorin, Pazar talebini karşılayamıyordu.

İlk üretilen benzin motorları, çok gürültülü patırtılı ve randımansız çalışıyordu. Buna, benzin hava karışımının birden patlamasının neden olduğu anlaşıldı. Buna vuruntu (knock) dendi. Bizde şoförler buna avans vuruyor diyorlar. Vuruntu olmaması için karışımın benzin motorlarında yavaş yanması gereklidir. Bunu temin etmek için  ilk çare olarak benzine kurşun bileşiği ilave edildi. Bu arada benzinde OKTAN SAYISI diye bir kavram ortaya çıktı bu konuyu PETROL ÜRÜNLERİ sayfasında bulabilirsiniz..

            Benzin hava karışımının motorda yavaş yanmasının, yani oktan sayısının, benzinin kimyasal yapısı ile ilgisi olduğu ortaya çıktı. Rafinerilerde önce reformer ünitelerinde yakın zamanlarda da izomerisasyon ünitelerinde benzinin kimyasal yapısı değiştirilerek oktan sayısı yükseltildi. Bu arada uçak motorrları da, daha yüksek oktanlı benzin talep etmeye başladı. Fakat bu, uzun sürmedi. Uçakların hemen hemen tamamen jet motoruna dönüşmesi ile uçak benzini talebi ortadan kalktı.

            Dizel yakıtı ve gaz yağının  kükürdü giderilmeye başlandı. Uçaklarda jet yakıtının kullanılması, hayati önem taşıyan bu yakıtın üretiminde depolanmasında ve pazarlanmasında çok  titiz davranma zorunluluğunu gündeme getirdi.

            Yukarıda belirttiğim gibi, rafineriler, motor yakıtları talebini karşılamakta zorlanmaya başladılar. Diğer taraftan füel oil pazarlamasında zorlanma devam ediyordu. Bakiyenin bir   kısmından asfalt elde edilebiliyor ise de, asfaltın sadece yaz aylarında pazarlanması da bir sorun idi.

            Füel oil ün daha ince ürünlere dönüştürülmesi üzerinde, çalışmalar başladı. Bununla rafinericiler, bir taş ile iki, hatta üç kuş vurmuş olacaklardı. Hem Pazar talebini karşılayacaklar. Hem ucuz ürünlerden ,daha pahalı ürünler elde edecekler ve hem de pazarlamakta zorlandıkları ürünlerden kurtulmuş olacaklardı.

            O sırada füel oil olarak kullanılan bakiyenin bir kısmını vakumda yani düşük basınçta buharlaştırılarak elde edilen ürünler, Kraking dediğimiz bir işlem ile ince ürünlere dönüştürüldü.

 

 

  

 

 

    

      Kraking parçalama anlamına gelmektedir. Bu işlemde moleküller parçalandığından bu isim verilmiştir. Bu işlem ile elde edilen benzin oldukça yüksek oktanlıdır, elde edilen sıvı gaz da kullanılabilir. Geri kalan ürünlerin tamamı füel oil un inceltilmesinde kullanılır.  Bu işlem ile, Kullanılabilir özellikte,  motorin,  gaz yağı ve jet yakıtı elde edilemiyor. Çünkü kraking ürünleri, olefinler içerdiğinden, stabl değildirler. zamanla polimerize olarak çökelti meydana getirebilirler. Motorinde SETAN SAYISI düşüktür. Gazyağı ve Jet yakıtında, İSLENME NOKTASI (SMOKE POINT), istenen kalitenin çok altındadır. Başka sakıncalar da sıralanabilir.

            Bakiyeyi koklaştırarak da benzer ürünler ile birlikte PETROL KOKU  elde edilir.

            RAFİNERİLERİN AVRUPA BİRLİĞİ STANDARTLARINA UYDURULMASI

Daha önce belirttiği gibi  Yakın zamana kadar rafineriler ham petrolü damıtmakta. Benzin, gazyağı, jet yakıtı ve motorinin özelliklerini, pazarın isteklerine uyduracak işleri yapan üniteler ile, kraking ünitelerinden ibaret  idi. Birçok rafineride şu anda sözünü etmeğe gerek duymadığım işlemler de yapılıyordu.

            Son günlerde ABD ile Avrupa Birliği ve Japonya da ürün spesifikasyonlarına son derece katı hükümler getirildi. Bunların dışındaki ülkelerde, henüz bu konularda bir gelişme yok. Avrupa birliği adaylığımız nedeni ile, Türkiye de de, ürürün standartlarının AB ninkilere uydurulması çalışmaları başladı. Ancak uyumun kademeli olarak yapılması görüşü benimsendi . Bu geçişin de son aşamalarına gelindi.

            Yakın zamanlara kadar, ürün özelliklerindeki iyileştirmeler, piyasanın, daha doğrusu, otomobil, uçak ve motor üreticilerinin ve diğer tüketicilerinin isteklerine göre belirleniyordu. Son zamanlarda ise ürün özellikleri konusunda çevreciler, isteklerini dikte ettirmeye başladılar. Bütün amaç çevreyi kirletmemek.

            Dün ve bugünkü ürün özelliklerinin belirlenmesi ile ilgili amaçların gerçekleştirilmesi konularında çok önemli bir fark var. Ürün özelliklerini araç ve motor üreticilerinin tavsiyelerine inanan tüketiciler takip ediyordu. Bundan sonra ise spesifikasyon uygunluklarını, kamu kuruluşları ve devlet takip edecek. Çünkü Çevreyi korumak devletin görevidir.

            Yeterince duyarlı olmayan vatandaş, kükürt yüzdesi daha düşük bir yakıtı daha yüksek ücret ödeyip satın almaya pek hevesli olmayacak. Diğer taraftan bu durumdan fırsatçılar yararlanacak. Bu konu çok önemli. Onun için açıklık getirelim.

            Bugün Avrupa Birliğinde, kükürt miktarı, belirlenenin üzerinde olan ürünlerin satışı yasak. Biz ise geçiş dönemindeyiz. TÜPRAŞ, ın özelleştirme çalışmaları devam ederken, bu kuruluş diğer taraftan büyük yatırımlar yaparak ürün özelliklerini iyileştirme çabasında. Bu nedenle ürün maliyetleri artıyor. Diğer taraftan, ithalatçılar, Avrupa Birliği standardı dışı ürünleri düşük fiyatla alıp, TÜPRAŞ’ın, Nispeten daha iyi olan veya yakın zamanda iyileşecek ürünleri ile aynı fiyata satıyorlar. Bunu önlemek için TÜPRAŞ standartlarının altındaki ürünlerin ithaline müsaade edilmemesi lazım. Bu yapılmazsa, İthalatçılar, ucuza aldıkları ürünleri, TÜPRAŞ ile aynı fiyata satarak haksız kazanç elde edecekler, yahut da ucuza satarak haksız rekabet yapacaklar. Yüksek kükürtlü ürünler ucuza satılırsa, tüketici iyi olanı değil, ucuz olanı tercih edecektir. Bu durum çevre politikamıza aykırı olacaktır. Öyle bir politika belirlenmeli ve uygulanmalıdır ki, Dağıtım şirketleri, ithali değil, yerli rafinerilerden ürün almayı tercih etsin.

            Benzin, motorin ve gazyağı ve füel oil standartlarında, kükürt miktarı ile ilgili olarak yeniden getirilen limitler, Rafinerileri oldukça zorlamaktadır. Diğer taraftan aromatik maddeler yüzdesine de kısıtlama getirilmektedir. Bu da rafineriler için ayrı sorundur.

            Türkiye de, bugüne kadar, Bazı ürünlerin kükürdü giderilmiyordu (kraking ünitesi ürünleri), Benzin gazyağı ve motorin gibi ürünlerin kükürdü gideriliyordu fakat yetersiz kalıyordu. Bu tesislerin yerine daha ileri teknoloji ile çalışan yeni üniteler ilave edilmesi gerekli idi. Aromatik madde içeren reformer üniteleri yerine, benzin oktanını yükselten yeni üniteler kurulması lazımdı. TÜPRAŞ bu sorunları aşma yolunda büyük adımlar attı ve çalışmalar devam ediyor. Avrupa Birliği, bu sorunları aşmış olmalı ki, standartları uygulamaya koydu.

            Türkiye de, Avrupa Birliği standartlarını, Türk Standartları Enstitüsünün Türkiye koşullarına uyarlayıp yürürlüğe koyması gerekliydi. Ancak Cevre bakanlığı, benzin ve motorin standartlarını, Avrupa Birliği standardını tercüme ederek bir tebliğ ile yürürlüğe koydu. Füel oil standardı henüz yok.

            TÜRKİYE DE FÜEL OIL KULLANIMININ YAYGINLAŞMASI

            Avrupa Birliği standartlarının uygulanmasında Fuel oil de, oldukça büyük zorluklarla karşılaşılacaktır. Bu ürünün Türkiye de kullanımı, zamanla farklı sorunlarla gündeme gelmiştir. 1950 yılına kadar, Türkiye de füel oil diye bir yakıt tanınmıyordu.

            MTA, ürettiği petrolü değerlendirmek için Batman da ilkel bir rafineri kurdu. Burada üretilen füel oil ü, Devlet Demir Yolları na tanıtmaya çalıştı. Uzun denemelerden sonra DDY, Güney Doğudaki lokomotiflerde füel oil kullanmaya başladı. 1955 yılında modern Batman rafinerisi kurulduktan sonra, füel oil tüketimi yaygınlaştı. Bu ürünün tanıtılmasında, büyük hizmetleri olan MTA ve DDY yaptıkları çalışma ve özveri ile, memleketimize büyük bir hizmet yapmışlardır.

            1955 yılından sonra, Türkiye de füel oil kullanımı çok yaygınlaştı. Kullanım kolaylığı, ve ucuzluğu nedeni ile kömürün yerini hemen hemen tamamen aldı. Bir çok kömür ocakları, rekabet edemeyerek kapatılmak zorunda kalındı.

             Füel oil ün ucuzluğu, petrol fiyatından kaynaklanıyordu. 1970 li yılların başlarında Arap petrolünün fiyatı 1,5 – 2 dolara kadar düşmüştü. Çünkü petrol fiyatını, üreticiler değil, Büyük petrol şirketleri belirliyordu. 1974 yılına doğru, petrol üreticisi ülkeler, uyanmaya başladılar. Katılma-ortaklık (partisipasyon) prensibini benimseyerek gelirin %20 ine el koydular. Daha sonra bu oran %40 a çıkarıldı. Sonunda da üretimin tamamına el koydular. Bir gurup üretici devlet, OPEC’i (Petrol Üretici Ülkeler Örgütü)  kurarak birlikte hareket etmeye ve fiyatları belirlemeğe başladılar. Bu nedenle petrol fiyatları ve buna bağlı olarak füel oil fiyatları yükseldi. Bunun sonucu olarak, konutlar ve sanayide kömüre geri dönüş eğilimi belirdi. Ancak köprülerin altından çok sular akmış şartlar değişmişti. Batman rafinrisinden sonra başka rafineriler kurulmuş, füel üretimi artmıştı. Tüketim ondan da fazla artmıştı. Yerli kömür ihtiyacı karşılayamazdı.Diğer taraftan kentlere göç nedeni ile kentler de nüfus yoğunluğu artmış ve hava kirliliği tehlikeli boyutlar ulaşmıştı. Yerli kömürün kükürdü yüksekti. Bu nedenle kömür ithaline başlandı.

            Rafineriler füel oil lerini satmakta zorlanmaya başladılar. Bu arada kentlerin hava kirliliği sorunu hala çözümlenmemişti. Buna çözüm getirmek için doğal gaz kullanımına başlandı. Kullanım gittikçe yaygınlaştı ve yaygınlaşma devam ediyor. Bu durumda rafineriler füel oil lerini satamayacaktır.

            Rafinerilerin füel problemi bununla da bitmiyor. Bu yakıt ile ilgili Avrupa Birliği standartları Türkiye de henüz tam uygulanmadı ama, yakında uygulanmaya başlanacak. Füel oil daha doğrusu siyah ürünlerin kükürdünün giderilmesi, beyaz ürünlere göre hem daha zor, hemde daha pahalı, yani ekonomik değil. Türkiye de bugüne kadar böyle bir işlem yapılmadı. Diğer ülkelerde de yakın zamana kadar çok az yapıldı. Bundan sonra TÜPRAŞ’ın ne düşündüğünü bilmiyorum. Benim düşünceme göre, füel oil un, mümkün olduğu kadar fazlasını hatta tamamını ince ürünlere dönüştürecek işlemlere yönelinmelidir. Bu durumda, karlılık artacak, kükürt problemi hallolacak, daha kolay pazarlanabilir ürünler elde edilecektir.

AĞIR ÜRÜNLERİN İNCE ÜRÜNLERE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

            Ağır ürünlerin ince ürünlere dönüştürülmesi için uzun zamandan beri kraking, yani moleküllerin yüksek sıcaklıkta, bazen katalist yardımı ile parçalanması işlemi ile yapılıyordu. Bu işlem ile elde edilen benzinin oktan sayısı nispeten yüksek ise de kükürt yüzdesi fazla idi. Diğer kraking ürünleri, sadece fuel oil incelticisi olarak kullanılabiliyordu Çünkü ince kraking ürünleri, motorin ve gazyağı veya jet yakıtı olarak kullanmaya elverişli değildi.

            Son zamanlarda hidrokraking, yani ağır ürünlerin moleküllerinin, hidrojenli ortamda katalist yardımı ile

 

 

 

 

 

 

 

parçalanması işlemi yaygın halde kullanılmaya başlandı. Bunun için ham petrolün ağır kısmı (residium) içinden, Beyaz (siyah olmayan) ürünler, düşük basınçta damıtma veya ekstraksiyon ile ayrılarak hidrokraking işlem ünitelerine gönderiliyor. Böylece kükürtsüz ve çok amaçlı kullanılabilen ürünler elde ediliyor. Asfalt içeren siyah ürünlere hidrokraking işlemi uygulanması tercih edilmiyor. Çünkü işlem problemli ve pahalı oluyor. Bu asfaltik maddelerin füel olarak kullanılması istenmez ise koklaştırılarak, az miktarda petrol koku yanında ince ürünler elde edilebilir.

            Hidrokraking işlemi son zamanlarda yaygın olarak kullanılmaya başlanmış ise de, zan edildiği gibi yeni bir işlem değildir. Birinci cihan harbi sırasında  almanlar, petrol sıkıntısı çektiler. Bu nedenle harpten sonra yapay petrol elde etme konusunda çalışmaya başladılar. Almanya da petrol yoktu ama kömür çoktu. Kömürden yapay petrol elde etmek için iki metot geliştirdiler. Bunlardan biri Bergius metodu, diğeri fischer-tropsch metodu. Bergius metodunda, kömür tozu katran ile karıştırılıp, hidrojen ile, katalist yardımı ile reaksiyona sokuluyor ve sentetik ham petrol elde ediliyordu. Bu metodun pahalı olması ve petrol fiyatlarının çok düşmesi nedeni ile sanayi ölçüde uygulamaya geçilemedi. Uzun seneler sonra petrolün ağır kısımlarının değerlendirilmesi gündeme geldiğinde ve kraking işleminin sakıncaları görülünce, kraking yerine Bergius metodunun hemen hemen aynen uygulanması ile Hidro kraking işlemi ortaya çıktı. Aradaki fark, ham madde olarak kömür tozu ve katran kullanılması yerine, ağır ve tecihan beyaz ürünlerin kullanılmasıdır. Siyah ürünlere de uygulanabiliyor. Ancak daha önce de belirttiğim gibi, sorunlu ve pahalı.

            Fischer tropsch metodunda, Kömür su ile işleme sokulup karbon monoksit ve hidrojen elde ediliyor, bu karışım bir katalist üzerinden geçirilerek sentetik petrol elde ediliyordu. Bu metot da günümüzde Doğal gazın sıvılaştırılması adı altında kullanılıyor. Doğal gaz su ile işleme sokularak karbon monoksit ve hidrojen elde ediliyor. Bu karışım bir katalist üzerinden geçirilerek sentetik petrol elde ediliyor. Aynı karışım başka bir katalist üzerinden geçirilirse METANOL  (metil alkol) elde ediliyor. Bu madde hafif yakıt olarak kullanılıyor. Doğal gazın depolanması problemli, taşınması ise ancak boru hatları ile veya özel tesislerde sıvılaştırılarak, özel tankerler ile yapılabiliyor. Bu nedenle doğal gazın depolanması ve taşınması yerine, gazı sıvı haldeki ürünlere çevrilmesi cazip olabilir. Ancak bu işlemler henüz yaygın değil.

            Metil alkolden bahsetmişken, son günlerde gündemde olan sahte rakıdan da bahsedelim. Bu madde etil alkolden biraz ucuzdur. Petrol ürünleri ve kömürden elde edilebiliyor. Sanayi ölçüde ilk üretimi, odunun kuru kuruya ısıtılarak, odun kömürü yapılması sırasında yan ürün olarak üretilmesidir. Günümüzde, Petrolden, doğal gazdan, üretilebilmektedir. Bazı yapay iplik fabrikalarında yan ürün olarak elde edilmekte olup, atık olarak, problem olmaktadır. Metil alkol, ismi alkol almasına karşın, içildiğinde zehir etkisi yapmaktadır. Önce görme bozukluğu, daha sonra mide bulantısı bazı diğer rahatsızlıkların ardından ölüme neden olmaktadır. Bazı kötü niyetli insanlar, metil alkolü, içkilere karıştırarak, insan sağlığı ile oynamaktadırlar. Şunu da belirtmek isterim. Kaçak içki ile sahte içkiyi karıştırmamak lazım. Kaçak içki, üzüm, meyve suları gibi şekerli maddeler ve nişastalı maddelerin fermantasyonu ile elde edilen ham alkolün, ilkel bir şekilde, damıtılması ile elde edilen maddedir. Bunu yapanlar bir suç işlemiş olurlar. Bu, yasak olan bir şeyi yapmak, müsaadesiz yapmak ve vergi kaçırmak suçudur. Fermantasyonun bilinçsiz yapılması halinde sağlığa zararlı da olabilir. Sahte rakı yapanlar ise, zehirli olduğunu bile bile, metil alkolü, içkilere karıştırarak, toplu ölümlere sebep olmaktadırlar.

                                                        OTOMASYON

            Rafinerilerde her şey, otomatik olarak kontrol edilir. Ham petrol destilasyon ünitesini örnek olarak, ayrıntılara girmeden incelersek.

            Ham petrol, tanklardan, pompa ile, üniteye basılır.miktarı ve basıncı otomatik olarak sabit tutulur. petrol bir borulu fırından geçerek ısıtılır. Sıcaklık otomatik olarak sabit tutulur. Fırından çıkan petrol tepsili kolona gelir. Gelirken ve kolona girişinde  petrolün bir kısmı buharlaşarak kolanda yukarı doğru çıkar. sıvı halde kalan kısım ise aşğı doğru iner. kolonun dibinde toplanır. Buradaki seviye otomatik olarak sabit tutulacak şekilde , pompa ile alınarak soğutulduktan sonra tanka gönderilir. Yukarı doğru çıkan buharlar, soğur. En alttan motorin alınıp tanka gönderilirken, miktarı sabit tutulur. aynı şekilde daha yukarıdan sabit miktarda kerozen (gaz yağı) alınır. en üstten buhar halinde nafta alınır. çıkış sıcaklığı sabit tutulur. nafta soğutularak yoğunlaştırılır. seviye otomatik olarak sabit tutularak tanka gönderilir.

            Yukarıdaki açıklamadan anlaşılacağı gibi, Petrol üniteye girer. Residium  (Kolonun dibindeki madde), motorin, gazyağı ve Nafta (ham benzin) tanka gider. her şey otomatiktir. insan eli değmez. sadece gerektiğinde müdahale edilir.

            İlk önceleri, Göstergeler, ölçü aletleri, kontrol aletleri, kumanda sistemleri (otomatik vanalar), basınçlı hava ile çalışıyordu. Daha sonra elektronik sistemler geliştirildi ve kullanıldı. Günümüzde bütün bu işler, bilgisayar ile yapılıyor.

            Bununla ilgili bir hatıramı anlatmak istedim. 1955 Yılında, Batman Rafinerisi yeni çalışmaya başlamıştı. henüz resmi açılışı yapılmamıştı. Dönemin cumhur başkanı rafineriyi ziyaret etti. Kontrol tablosu önünde açıklama yaptık. petrolün girdiğini, ürünlerin çıkarak tanklara gittiğini anlattık. Ortada ne çalışan bir insan, nede hareket eden bir makina görünüyordu. Çlışan onlarca pompanın çıkardığı sesler  kısa bir süre sonra monotonlaşıyordu. Biz açıklamamızı bitirdikten sonra, Cumhur Başkanı Sordu: BURASI NE ZAMAN ÇALIŞACAK?  biz durumu kurtarmak için, Rafineri çalışmaya başladı. bugün bir arıza nedeni ile durduruldu. dedik.

             STANDART TESTLER

            Standart testlerin nasıl yapıldığını Standartlar sayfasında, test sonuçlarının değerlendirilmesini ise petrol ürünleri sayfasında anlattım. Rafineri çalışırken belli aralıklarla, birçok yerden numune alınarak, laboratuvara gönderilir. Test sonuçları belirlenmiş değerlerden farklı  ise, işletmede gerekli değışiklikler yapılır.

            Son zamanlarda Rafinerilerde, analiz sonuçlarını devamlı olarak gösteren aletler kullanılmaya başlandı. test sonuçları, devamlı olarak ekranlarda görünüyor veya  kayıt ediliyor. Hatta okunan veya kayıt edilen Test sonucuna göre, operasyon şartları otomatik olarak değiştirilip, önceden belirlenen ürün özellikleri sağlanıyor.

            PETROLDEKİ SU VE TUZUN AYRILMASI

Ham petrol ile birlikte üretilen su fazla miktarda tuzlar içerir. bunun ayrılması gereklidir. Nevarki bu suyu ayırmak her zaman kolay veya yeterli olmaz. İnce petrollerdeki su daha kolay ayrılabilir. tanklarda bekletmek, bazen, biraz ısıtmak yeterli olabilir. Petrol ağırlaştıkça zorluk artar. Su ayıma işlemi, üretim sahasında başlar. Burada suyun %2 ye düşürülmesi yeterli olur.

Rafinerilerde %2 su problem olmazdı. Fakat petrol ile birlikte gelen suda bulunan tuz, sakıncalıdır. Rafinerilerde Su yüzdesini %2 nin altına düşürmeye çalışmak yerine, petrol %25 su ekleyip. bunu tekrar ayırıp %2 ye düşürmek tecih edilir. Bölece %2  tuzlu su içeren petroldeki tuz miktarı, 12,5 kat indirilir. İşlem aynı olmakla birlikte, Petrolün sadece suyunun ayrılmasına, su giderme (dehyratiton), su ilave ettikten sonra su gidermeye tuz giderme (desalting) deniyor.

Su ayırma işleminin teknik yönüne geçmeden önce, bir hatırama değinmek istiyorum. Ben üniversitedeyken Fizik laboratuvarında bir deney yaptırdılar. Litrelik, ince uzun bir ölçü kabının (nezür) içine, gliserin konuyor. farklı çaplardaki cam bilyeler,yukarıdan  bırakılıyor. Kaç saniyede dibe düştüğü belirleniyor. Stoks kanununu doğrulamak için yapılan bir deney. O günlerde bunun bize ne faydası var diye düşünmüştüm. Stoks kanununa göre, Bir nesnenin, bir akışkan içindeki düşme hızı sabittir. Bu hız, düşen cisim ve akışkanın yoğunluk fakı ve cisim küre şeklinde ise çapı ile doğru orantılı,  akışkanın viskozitesi ile ters orantılıdır. Yani, düşme hızı, yoğunluk farkı ve küre (petrol ve su için DAMLA) nin çapı arttıkça artar. Viskozite arttıkça azalır.

Petrol sektöründe çalışmaya başlayınca, bu kanun uygulamasının her yerde gizlice karşıma çıktığını gördüm. Gizlice dememin nedeni, her seferinde düşme hızını stoks formülü ile hesaplamak gerekmiyor. Ama kanunun mantığı, sorunu anlamama ve çözümü bulmaya yardımcı oluyor. Sudaki petrolün ayrılması, katalizörün hava ile hareket ettirilmesi, akışkan katalizör yatağı, Destilasyon kolonunun çapının belirlenmesi problemlerinin çözümünde bu kanunun mantığı yardımcı oluyor.

Petrolün içindeki su damlacığının düşme hızı, kanunun tarifine göre, su ile petrolün yoğunluk farkı ve damlanın çapı ile doğru orantılı, Viskozite ile ters orantılı.

Yoğunluk farkı ile ilgili yapağımız fazla bir şey yok. Mümkün ve ekonomik olursa, ince petrol ile karıştırmak bir çözüm olabilir. Isıtmada hem petrol, hem de su genleşeceğinden, yeterli fayda sağlanamaz.

Petrolü ısıtarak viskoziteyi azaltıp, damlanın düşme hızını arttırabiliriz.

Petrol içindeki su damlacıkları, suyun yüzey gerilimi nedeni ile, küre şeklindedir. Çapları ise çok değişiktir. Sulu petrol bir kaba konunca yeterli hızda düşebilen damlalar, kabın dibinde birikip birleşerek bir faz oluştururlar. Küçük damlaların düşmesi, çok uzun sürer. Bazıları ise hiç ayrılmaz. Petrol- su emülsiyonlarında, su damlaları çok küçüktür bu nedenle ayrılma olmayabilir. Damla çapını büyüterek suyun ayrılması, iki şekilde sağlanır. Birincisi, uygun bir tansiyo aktif madde ile suyun yüzey gerilimi düşürülerek, damlaların birleşmesi sağlanır. İkinci metotda petrol, çok yüksek gerilimli alternatif akım verilen iki elektrot arasından geçirilir. Saniyede 50-60 kere değişen potansiyelin meydana getirdiği elektrostatik etki ile damlalarda meydana gelen kinetik hareketlerle, damlalar birbirine çarparak birleşirler. Üçüncü metot ise bunların, her ikisinin birden uygulanmasıdır.

Üretim sahalarında suyun ayrılması için, petrol, katkı maddesi (demulsifier) ilave edilerek tanka konur. ısıtılarak birsüre bekletilir. Bu yetmez ise, su ayırıcı kullanılır. Petrolün, özellikle ince petrolün yüksek sıcaklıkta buharlaşması, bizi kısıtlar. Bu nedenle fazsa ısıtamayız. Su ve tuz ayırıcı gereksinimi bundan dolayıdır.

Mademki petrolü, açık kapta fazla ısıtamıyoruz, o zaman, su ayırma işini kapalı kapta yaparız. Kap, yeterli hacimde ve ısıttığımız sıcaklıktaki petrolün  buhar baskısına dayanabilecek şekilde yapılmış, yatay, silindir şeklinde bir basınçlı kaptır. Orta kısmında alt alta, yatay iki elektrot bulunur. Sıcak sulu petrol, dolu olan kaba, yüksek gerilim verilen elektrotlar arasıdan, elektrotlara paralel bir düzlem içinde püskürtülür. Ayrılan su alttan alınır. Petrol ise basınç düşürülmeden üste yakın kısımdan dışarı alınır.

Eğer işlem, tuz ayırma olacak ise, petrole su karıştırılıp, bir karıştırma valfından geçirildikten sonra, aynı işlem devam eder Veya suyu ayrıldıktan sonra, su ilave ederek ikini bir ayırma yapılır.